dün gece içtikten sonra yaptıklarımın rezillik duygusunu sabah çok acı bi şekilde yaşamam tabi hiç hoş olmadı.
ve ilk defa o derece sarhoş olduğumu biliyorum ben, hani eğlencesi iyi hoş tamam çok güzel de, telefondan filan uzak tutsunlar beni bi daha.
ama en güldüğüm şey, aslı uyurken kusmuş ve hatırlamıyo. sabah kalktığında anlamamış onların nerden geldiğini.
şoku düşünsene öyle bi anda.
bi de gözlüğüm kırılmış, sanki 10 kuruş kaybetmiş gibi önemsemedim.
niye bilmiyorum eskiden olsa ev yanmış gibi tepki verirdim.
"akşamdan kalma"lık durum hala devam ettiği için sanırım gidip deli gibi uyicam.
yarın da saçımı boyatıcam filan.
böyle yani.
doğum günüme yakın zamanlarda da çok duygusal oluyorum,
mesela salı günü insanlar kutlicak filan ya hemen ağlayasım geliyo,
ezgi kargoyla bişey yollamış,
50li menapozlular gibi hissettim kendimi gülüyoken böyle ağlamaya başladım bi anda filan.
sonra da oturup cem yılmaz izledim,
oh dedim.
20.2.10
17.2.10
meraba
sonunda izmir'e dönebildim, hem de pazar günü.
fakat yurtta yine bi internet kriziyle karşı karşıya olduğum için, ancak yazabiliyorum.
son 5 günde, hayatımın bir bölümü garip bi şekilde değişti.
hiç olmayacağını artık oranlarla hesaplayıp, oturup bir karara bağladığım şeyler bir anda nasıl tersine dönebildi,
sorsan söyleyemem
anlat desen nerden başlarım bilemem
ama şu kadarını bilebilirsin,
son zamanlarda hayatımda olsa ben onu mutlu ederim dediğim adam
artık hayatımda
ve o da beni mutlu edecek gibi duruyo.
en güzel şubat hediyesi oldu.
haftaya 23.nde doğum günümü kutlicam ama,
herkes yanımda olsun istiyorum.
hepimiz böyle eğlenelim, unutamayalım istiyorum.
herkese sarılmak,
sonra bırakamamak istiyorum.
çünkü 20. yıl garip ve önemli.
çünkü en güzel doğum günümü de bundan 10 sene önce kutlamıştım.
her 10 senede bir olsun istiyorum.
her 10 senede bir yapmak.
bir de son birkaç gündür, insanların aslında ne kadar ortak bi yapısı olduğunu farkediyorum.
hani utanmasa amerika'daki john benim kardeşim çıkacak.
nasıl bi sistemi var bilemiyorum tabi dünyanın ama,
sen onu mutlu ettiğin sürece,
seni mutlu etmeye gönüllü gibi duruyo.
ya da bu tamamen benim optimistliğimden.
özlediklerim giderek çoğalıyo,
ama bu yine de beni mutlu ediyo.
ve ben artık ismail yk'ya saygı duyuyorum.
sonunda izmir'e dönebildim, hem de pazar günü.
fakat yurtta yine bi internet kriziyle karşı karşıya olduğum için, ancak yazabiliyorum.
son 5 günde, hayatımın bir bölümü garip bi şekilde değişti.
hiç olmayacağını artık oranlarla hesaplayıp, oturup bir karara bağladığım şeyler bir anda nasıl tersine dönebildi,
sorsan söyleyemem
anlat desen nerden başlarım bilemem
ama şu kadarını bilebilirsin,
son zamanlarda hayatımda olsa ben onu mutlu ederim dediğim adam
artık hayatımda
ve o da beni mutlu edecek gibi duruyo.
en güzel şubat hediyesi oldu.
haftaya 23.nde doğum günümü kutlicam ama,
herkes yanımda olsun istiyorum.
hepimiz böyle eğlenelim, unutamayalım istiyorum.
herkese sarılmak,
sonra bırakamamak istiyorum.
çünkü 20. yıl garip ve önemli.
çünkü en güzel doğum günümü de bundan 10 sene önce kutlamıştım.
her 10 senede bir olsun istiyorum.
her 10 senede bir yapmak.
bir de son birkaç gündür, insanların aslında ne kadar ortak bi yapısı olduğunu farkediyorum.
hani utanmasa amerika'daki john benim kardeşim çıkacak.
nasıl bi sistemi var bilemiyorum tabi dünyanın ama,
sen onu mutlu ettiğin sürece,
seni mutlu etmeye gönüllü gibi duruyo.
ya da bu tamamen benim optimistliğimden.
özlediklerim giderek çoğalıyo,
ama bu yine de beni mutlu ediyo.
ve ben artık ismail yk'ya saygı duyuyorum.
12.2.10
- zayıflıktan kopucak arkadaşlarım "kilo aldım yaa hufff" cümlesine başladıkları anda pınaaarrbaşşşı burmaa burmaaa yaaaryaaaryaaaryaaaryaaar yar ammmaaann diye bağırarak seslerinin duyulmamasını istiyorum.
-anaokulunda saat dokuzu beş geçe atam dolma bahçe'de satırlarıyla başlayan şiiri, büyük bi şevkle saat dokuzu beş geçe, atam bommmbabah çede diye biliyodum. ilkokula gelince doğrusunu öğrenebildim.
-yıllarca mustafa sandal'ın aya benzer yüreğim doğal olarak takipteyim şarkısını, aya benzeeeer yüreğim e doğal olarak da ibneyim diye söyledim. halbuki bana çok mantıklı gelmişti.
-ilkokuldayken sınıfta kaldım cümlesini duyduğumda, artık bir sene okulda yaşamaya mahkum insanlar olduğunu düşünüyodum.
-küçükken evimizin merdivenlerinden çıkarken hep tam arkamda kırmızı vücutlu biri var diye korkardım, dönüp dönüp arkama bakar, hatta arka arka çıkar, ama bu sefer yine arkamda olduğunu düşünür hızlı hızlı çıkmaya çalışırdım.
-dünyayı allahın karnındaki bebek zannederdim.
hadi.
-anaokulunda saat dokuzu beş geçe atam dolma bahçe'de satırlarıyla başlayan şiiri, büyük bi şevkle saat dokuzu beş geçe, atam bommmbabah çede diye biliyodum. ilkokula gelince doğrusunu öğrenebildim.
-yıllarca mustafa sandal'ın aya benzer yüreğim doğal olarak takipteyim şarkısını, aya benzeeeer yüreğim e doğal olarak da ibneyim diye söyledim. halbuki bana çok mantıklı gelmişti.
-ilkokuldayken sınıfta kaldım cümlesini duyduğumda, artık bir sene okulda yaşamaya mahkum insanlar olduğunu düşünüyodum.
-küçükken evimizin merdivenlerinden çıkarken hep tam arkamda kırmızı vücutlu biri var diye korkardım, dönüp dönüp arkama bakar, hatta arka arka çıkar, ama bu sefer yine arkamda olduğunu düşünür hızlı hızlı çıkmaya çalışırdım.
-dünyayı allahın karnındaki bebek zannederdim.
hadi.
10.2.10
merhaba
ben bu son günlerde facebook'umda sağ altta kırmızı yanmasını özledim.
özlediğim şeyler bu kadar basit değil.
ben dün birşey farkettim
30 dakika ortalama 62 seneyi bir çırpıda alt edebiliyomuş.
nasıl diye sorma,
öğrenmeni istemem.
sen de kırılsan, kime yarar?
ben koştuğum için mi kaçar?
yoksa o kaçtığı için mi ben koşarım?
ayrıca bunun konumuzla ne ilgisi var?
insanlar bir çırpıda tek birşeyi silerken büyük gözlerle izlerdim
şimdi izlediğim karenin içindeyim
üzerlerine yeni şeyler çizmek nasıl bir his azıcık farkındayım
öğrenmeni istemiyorum nasıl diye,
kırılmanı istemem.
ama ben yine de kırılıyorum,
çünkü tek bir küçük,
ama gerçekten çok çok küçük bi seçim,
senin değerini bu kadar belli etmemeli.
etmesin, kırılmasın bi insan.
ikisi gelsin ve gitmesin.
ben ne istiyorum öğrenmek isteme.
kırılmanı istemem.
ama ipucu verebilirim,
30 dakika 62 seneyi bi çırpıda yenmesin istiyorum.
ama bunun seninle ne ilgisi var?
ben bu son günlerde facebook'umda sağ altta kırmızı yanmasını özledim.
özlediğim şeyler bu kadar basit değil.
ben dün birşey farkettim
30 dakika ortalama 62 seneyi bir çırpıda alt edebiliyomuş.
nasıl diye sorma,
öğrenmeni istemem.
sen de kırılsan, kime yarar?
ben koştuğum için mi kaçar?
yoksa o kaçtığı için mi ben koşarım?
ayrıca bunun konumuzla ne ilgisi var?
insanlar bir çırpıda tek birşeyi silerken büyük gözlerle izlerdim
şimdi izlediğim karenin içindeyim
üzerlerine yeni şeyler çizmek nasıl bir his azıcık farkındayım
öğrenmeni istemiyorum nasıl diye,
kırılmanı istemem.
ama ben yine de kırılıyorum,
çünkü tek bir küçük,
ama gerçekten çok çok küçük bi seçim,
senin değerini bu kadar belli etmemeli.
etmesin, kırılmasın bi insan.
ikisi gelsin ve gitmesin.
ben ne istiyorum öğrenmek isteme.
kırılmanı istemem.
ama ipucu verebilirim,
30 dakika 62 seneyi bi çırpıda yenmesin istiyorum.
ama bunun seninle ne ilgisi var?
9.2.10
8.2.10
çok garip şeyler olunca en yakınlarını tanıyamazsın ya,
öyle, ama mutlu olduklarını bilmek herşeyi göz ardı etmene yetecek noktaya çeviriyo seni.
ama bu aralar konu bu değil.
daha doğrusu dünden sonra.
şimdi ben herşeyi net olarak biliyoken,
neden bişeylerin peşinde koştuğumu bilmiyorum.
hatta dün ve bugün de, çağrı gayet herşeyi bi adam gözüyle,
ki aynı şeyleri daha iki gün önce, rollerle sabit yaşamış olarak anlattı bana.
hak verdim,
ki ben zaten hep hak veririm.
ama konu yine bu değil.
madem "aşk" yok ve yol sadece orda mübah,
ne kadar zor olabilir bi "gülegüle".
ben love actually'i seyredip huzur bulmak istiyorum.
öyle, ama mutlu olduklarını bilmek herşeyi göz ardı etmene yetecek noktaya çeviriyo seni.
ama bu aralar konu bu değil.
daha doğrusu dünden sonra.
şimdi ben herşeyi net olarak biliyoken,
neden bişeylerin peşinde koştuğumu bilmiyorum.
hatta dün ve bugün de, çağrı gayet herşeyi bi adam gözüyle,
ki aynı şeyleri daha iki gün önce, rollerle sabit yaşamış olarak anlattı bana.
hak verdim,
ki ben zaten hep hak veririm.
ama konu yine bu değil.
madem "aşk" yok ve yol sadece orda mübah,
ne kadar zor olabilir bi "gülegüle".
ben love actually'i seyredip huzur bulmak istiyorum.
7.2.10
bugün melih ve deniz'le kısa da olsa çok güzel bi gün geçirdik bence.
aşklarım abi onlar benim resmen.
böyle sürekli kollarımın altında yaşasınlar ordan çıkmasınlar istiyorum.
sonra bu akşam 9'da gittiğimiz misafirlikten sabah 4'te dönmemiz de ayrı bi olay değil de nedir.
okan'ın bittiğini gördüm oğlum dünya gözüyle, o derece.
insanlar bazı şeyleri oturup bi de ciddiye alıyolar ya,
çok gülüyorum.
bi de şeye gülüyorum,
böyle olayları abartıp aman yarebbim atlatamıyorum tribine.
yarın ölürsem bugün taktıklarımla değil,
hayallerimle mutlu ölmek istiyorum ben.
net.
aşklarım abi onlar benim resmen.
böyle sürekli kollarımın altında yaşasınlar ordan çıkmasınlar istiyorum.
sonra bu akşam 9'da gittiğimiz misafirlikten sabah 4'te dönmemiz de ayrı bi olay değil de nedir.
okan'ın bittiğini gördüm oğlum dünya gözüyle, o derece.
insanlar bazı şeyleri oturup bi de ciddiye alıyolar ya,
çok gülüyorum.
bi de şeye gülüyorum,
böyle olayları abartıp aman yarebbim atlatamıyorum tribine.
yarın ölürsem bugün taktıklarımla değil,
hayallerimle mutlu ölmek istiyorum ben.
net.
6.2.10
bugünkü doktorlar çok komikti.
baş dönmem var dediğimde zenci kılıklı olan "alkol var mıydı alkol?" "hadi yeme beni" diye dalga geçti.
güldük.
sonra babamı beklerken annem ilk defa hayat hikayesini anlattı.
ilk defa anneme dair bişeyler biliyorum artık.
bu duygu o kadar garip ki,
geçmiş bilmek, neler yaşadığını bilerek buraya geldiğini görmek.
ben daha yeni farkediyorum.
sonra babamın işyerinde yemek yedik.
ki eğlendik baya bence,
başka şey düşünmeden yediğim yemeklerden biriydi.
tek sıkıntım,
boğazın dibimde olması,
o ışıkları öyle görmek,
ve babamın elimden aldıklarına hayıflanmak oldu.
değişmeyeceğine göre,
atlıyorum.
çisem bize gelicekti,
ama son yaşananlardan sonra "gelemiyorum" cümlesini kuracağını biliyodum.
şaşırdım diyemicem.
ama kendimle ilgili atladığım çok şey var geçtiğimiz aylarla ilgili,
çok uğraşıyorum hayatımda bişeylerin düz gitmesi için,
bugün yorulduğumu farkettim.
hani gerçekten,
dipte nefessiz kalmak gibi,
son adım,
artık kırmızı yansın ister gibi.
insanların hayatlarını değiştirerek gitmeye çalıştığım yolda,
en başta kendimi bırakmam, belki yanlıştı.
çünkü elimde patladım.
ve ilk defa gerginlikten şuan ateşim çıktı.
kısası seni seviyorum olan herşeyi konuştum
mu?
şimdi nasıl ayırmalıyım
doğuyu batıyı?
baş dönmem var dediğimde zenci kılıklı olan "alkol var mıydı alkol?" "hadi yeme beni" diye dalga geçti.
güldük.
sonra babamı beklerken annem ilk defa hayat hikayesini anlattı.
ilk defa anneme dair bişeyler biliyorum artık.
bu duygu o kadar garip ki,
geçmiş bilmek, neler yaşadığını bilerek buraya geldiğini görmek.
ben daha yeni farkediyorum.
sonra babamın işyerinde yemek yedik.
ki eğlendik baya bence,
başka şey düşünmeden yediğim yemeklerden biriydi.
tek sıkıntım,
boğazın dibimde olması,
o ışıkları öyle görmek,
ve babamın elimden aldıklarına hayıflanmak oldu.
değişmeyeceğine göre,
atlıyorum.
çisem bize gelicekti,
ama son yaşananlardan sonra "gelemiyorum" cümlesini kuracağını biliyodum.
şaşırdım diyemicem.
ama kendimle ilgili atladığım çok şey var geçtiğimiz aylarla ilgili,
çok uğraşıyorum hayatımda bişeylerin düz gitmesi için,
bugün yorulduğumu farkettim.
hani gerçekten,
dipte nefessiz kalmak gibi,
son adım,
artık kırmızı yansın ister gibi.
insanların hayatlarını değiştirerek gitmeye çalıştığım yolda,
en başta kendimi bırakmam, belki yanlıştı.
çünkü elimde patladım.
ve ilk defa gerginlikten şuan ateşim çıktı.
kısası seni seviyorum olan herşeyi konuştum
mu?
şimdi nasıl ayırmalıyım
doğuyu batıyı?
4.2.10
saat 04:46
hayatıma sokmaya çalıştığım adamın nasıl uyuduğunu düşünüyorum
çok rezil bi his aslında, çünkü çalışıyorum.
ama suratının yarısı felçli gibi sadece tek yöne olan gülümsemeden var şimdi
kafam da diyo ki bu kadar saf olmaya devam edersen nah korursun sen kendini
kafam kaşınıyo
soğuk ama
gülüyorum yani.
hayatıma sokmaya çalıştığım adamın nasıl uyuduğunu düşünüyorum
çok rezil bi his aslında, çünkü çalışıyorum.
ama suratının yarısı felçli gibi sadece tek yöne olan gülümsemeden var şimdi
kafam da diyo ki bu kadar saf olmaya devam edersen nah korursun sen kendini
kafam kaşınıyo
soğuk ama
gülüyorum yani.
çocukluk arkadaşlarıyla toplaşmamız tek kelimeyle muhteşemdi.
hani resmen mekanı kapatmış gibi olduk.
zaten herşeyi bize yaptılar.
ama son zamanlarda bu kadar güzel bi gün daha geçirmemiştim kessinlikle.
onun dışında bugün her türlü kar engebesini atlattım sona ulaştım derken,
minibüsten inip iki adım atıp yere kapaklandım direk.
düşerken hep gözümde bi kamera olsa da o anı yavaştan tekrar izlesem istiyorum.
sonra travis closer çaldı ben mağazadayken, çok gerildim, öyle böyle değil.
sonra robbie williams çaldı rahatladım.
bir de,
çok sinirliyim.
tamamiyle pms'e vermek istiyorum suçu.
zaten dün gece rüyam kadar saçma bişi daha da olamaz yani.
gay bi adam beni koruyodu çok saçma bi şekilde.
bi sevgili edasıyla,
ama gay olduğuna yemin edebilirim,
zaten seks bar gibi bi yerdi olduğum yer.
çok garip bi adamdı ama ya.
sanki yolda karşıma çıkçak gibi.
gel suyu boşaltıp yeniden dolduruyorum dedikçe ben,
tamam diyo.
kendi bile inanmıyo ya buna, neyse.
şimdi söyle bana bu yaptığın insanlığa sığar mı atalay?
ha sığar mı burak?
söyle!
hani resmen mekanı kapatmış gibi olduk.
zaten herşeyi bize yaptılar.
ama son zamanlarda bu kadar güzel bi gün daha geçirmemiştim kessinlikle.
onun dışında bugün her türlü kar engebesini atlattım sona ulaştım derken,
minibüsten inip iki adım atıp yere kapaklandım direk.
düşerken hep gözümde bi kamera olsa da o anı yavaştan tekrar izlesem istiyorum.
sonra travis closer çaldı ben mağazadayken, çok gerildim, öyle böyle değil.
sonra robbie williams çaldı rahatladım.
bir de,
çok sinirliyim.
tamamiyle pms'e vermek istiyorum suçu.
zaten dün gece rüyam kadar saçma bişi daha da olamaz yani.
gay bi adam beni koruyodu çok saçma bi şekilde.
bi sevgili edasıyla,
ama gay olduğuna yemin edebilirim,
zaten seks bar gibi bi yerdi olduğum yer.
çok garip bi adamdı ama ya.
sanki yolda karşıma çıkçak gibi.
gel suyu boşaltıp yeniden dolduruyorum dedikçe ben,
tamam diyo.
kendi bile inanmıyo ya buna, neyse.
şimdi söyle bana bu yaptığın insanlığa sığar mı atalay?
ha sığar mı burak?
söyle!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
.jpg)