dün akşam eve döndüm.
babam ve annem yeni saçlarıma tahmin ettiğim kadar kötü tepki göstermediler.
heves diye gördüklerini biliyorum.
bence de öyle.
daha doğrusu heves değil de,
kendimi bulduğum durumlardan kaçırma yöntemi.
oturup gerçeklerle yüzleşmektense,
bişeyleri değiştirip ertelemek.
çünkü en kolayı.
zaman geçtikçe odam çok yabancı gelmeye başladı.
her geldiğimde sanki belli bi yerdeki hep kaldığın pansiyon haline geldi.
en kötüsü de insanın kendi ailesinden kopabildiğini görmek
kopabilmek yani,
kopartabilmek istediğinde bağlarını.
bu bile kolaysa,
daha ne var zor kalan geriye?
tek değişen şey bu değil.
annem de değişmeye başladı.
yıllardır kuramadığı iletişim çabasını her seferinde belli ediyo.
dün telefonda birine "kızımla sohbet ediyoruz karşılıklı" dedi.
bu hayatında ilk kez kurduğu bi cümle.
babamınki de "seni seviyorum" olucak.
hayat gerçekten çok ilginç bi yapı.
yani kaybettiklerin ve kazandıklarınla.
mantığımla oturttuğum birçok şey,
aslında daha az yara almam için.
ama bunun yanında kaybettiklerim,
daha çok acıtıyo mu?
evet.
haftaya salı günü kimisi anaokulundan, kimisi ilkokuldan beri arkadaş olduğum arkadaşlarımla görüşücem.
biz bunu her sene yapıyo gibi bişeyiz.
en azından bu bağın kopmadığını görmek,
çok güç veren bişi.
bu haftasonu da dedemin analogunu isticem amcamdan.
sonra onunla istanbul'a gidicez.
ve bu çok eğlenceli olucak.
ama nedense bi kilo saman yutmuş gibiyim.
.jpg)
0 harf alıyim.:
Yorum Gönder